"Geçmiş olsun Gülşah, Maria isminde kuma geliyormuş!.."
"Hay Allah iyiliğini versin Dilara. Maria’yı Doğan Bey’imiz, tâ orada Hasan Bey kardeşimize nikâhlamış. Bilmediğimi mi sanıyorsun?"
"Hay Allah iyiliğini versin Dilara. Maria’yı Doğan Bey’imiz, tâ orada Hasan Bey kardeşimize nikâhlamış. Bilmediğimi mi sanıyorsun?"
Tellallar, davullara "güm bede güm, güm bede güm..." vurarak bütün mahalleleri, sokakları dolaşmış, duymadık, bilmedik yer bırakmamışlardı.
Hurufi, bu çıkış ve karşısında şoke olmuştu: “Bu Türkleri anlamak hakikaten imkânsızmış. Tanımak ise mümkün değil!” Yükleri, silahlı muhafızları ve diğer zevatıyla uzaktan görenler, büyük bir kervanın…
Maria, hayran hayran ovaya, dumanları göğe yükselen şehre baktı. Gözlerine inanamıyordu... Atının üzerinde doğrulan Maria, hayran hayran...
Hurufi, içinde bulunduğu duruma, başını döndüren bu çıkmaza, yol boyunca çözüm aradı. Aklına gelen her şey cılız, zayıf şeylerdi....
Yıldırım Han’ın kederli yüzü uzun zaman sonra ilk defa güldü. Neşesi yerine gelmişti. Yalnız Erkara Bey’in ani değişikliğini tam anlayamıyordu.
Kaydırarak veya iki parmakla yakınlaştırın.